bionluk







     Ana Sayfa
     Abdurrahim Karakoç
     Abdülvahap Kocaman
     Ahmet Haşim
     Ali Yaşar
     Arif Nihat Asya
     Âşık Veysel
     Bahaettin Karakoç
     Barış Manço
     Cemal Safi
     Dadaloğlu
     Eğlenceli Şiirler
     Efkan Doğan
     Hacı Gürhan
     İbrahim Hakkı
     İbrahim Sadri
     İbrahim Tenekeci
     Köroğlu
     Mehmet Akif
     Mehmet Güneş
     Muhsin Yazıcıoğlu
     Mustafa Özçelik
     Necip Fazıl
     Nedim
     Niyazi Yıldırım
     Nurullah Genç
     Safet Kuramaz
     Serdar Tuncer
     Seyranî
     Sezai Karakoç
     => Sezai Karakoç 2
     Seyid Nesimi
     Ümit Yaşar
     Yahya Kemal
     Yakup Ziya Genç
     Yavuz B. Bakiler
     Yemen Türküsü
     Yunus Emre
     Zap Suyu
     Ziyaretçi Defteri
     Dilaver Selvi



karabudak - Sezai Karakoç


 

AŞK VE ÇİLELER

Mona Rosa siyah güller, ak güller;
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Mona Rosa, siyah güller; ak güller!

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
Mona Rosa, bu gün bende bir hal var,
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Zeytin ağacının karanlığıdır
Elindeki elma ile başlayan...
Bir yakut yüzükte aydınlanan sır,
Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlığıdır.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar ,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr,
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi...
Ellerinden belli olur bir kadın.
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların.

Açma pencereni, perdeleri çek:
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek;
Anla Mona Rosa, ben öteliyim...
Açma pencereni, perdeleri çek.

Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna;
Saat on ikidir, söndü lambalar.
Uyu da turnalar gelsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine;
Kiminin rengi ak, kiminin sarı.
Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
Akşamları gelir incir kuşları...

Ki ben Mona Rosa, bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar... Su kenarında
Ki ben, Mona Rosa, bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa:
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza,
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler...
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak;
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı,
Artık inan bana muhacir kızı.

Altın bilezikler, o kokulu ten,
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen,
Bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
Altın bilezikler, o kokulu ten!

Mona Rosa siyah güller, ak güller,
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Mona Rosa, siyah güller, ak güller!

 
                          SEZAİ KARAKOÇ
 
 
YAĞMUR DUASI

 

Ben geldim geleli açmadı gökler;

Ya ben bulutları anlamıyorum,

Ya bulutlar benden bir şeyler bekler.

Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum…

Ben geldim geleli açmadı gökler.

 

Bir yağmur bilirim, bir de kaldırım:

Biri damla damla alnıma düşer;

Diğerinde durur göğe bakarım.

Ne şehir, ne deniz kokan gemiler:

Bir yağmur bilirim, bir de kaldırım.

 

Nedense aldanmış ilk gece annem,

Afsunlu bir gömlek giydirmiş bana.

İşte vuramadı gökler bana gem,

Dinmedi içimde kopan fırtına.

Nedense aldanmış ilk gece annem.

 

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan,

Ortalıkta ölüm sessizliği var.

Bana ne geldiyse geldi yukardan,

Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar,

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan.

 

İyi ki bilmiyor kalabalıklar

Yağmura bakmayı cam arkasından,

İnsandan insana şükür ki fark var;

—Birine cennetse, birine zindan—

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan.

 

Yağmur duasına çıksaydık dostlar,

Bulutlar yarılır, hava açardı.

Şimdi ne ihtimal, ne de imkân var.

Göğe hükmetmekten kolay ne vardı,

Yağmur duasına çıksaydık dostlar!

 

Ben geldim geleli açmadı gökler;

Ya ben bulutları anlamıyorum,

Ya bulutlar benden bir şeyler bekler.

Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum…

Ben geldim geleli açmadı gökler.

 

 

                             SEZAİ KARAKOÇ

                           Şiirler IX     monna rosa
 

BANA ÖZLEMİN KALDI

 

ey yıllardır içimde beslediğim kanarya

senin o sulusepken, yeşil gözlerin var ya

gökleri denizin elinden aldı

fırtına delirdi; deniz bunaldı

kızıl tüylü kanatların firakını

çekti uzaklara resimlerini

bana özlemin kaldı

 

patikalar üstüne yazıverdin adımı

acımasız,her akşam çiğnedin feryadımı

ey yıllardır içimde beslediğim kanarya

senin o sulusepken gözlerin var ya

sanki bir alev topu, yakar hayallerimi

her ikindi sonrası ruhumun toprağına

garip tohumlar gibi atarım ellerini

 

sana mahsun bir umut, desem mi bilmiyorum

sana çılgın bir bulut, desem mi bilmiyorum

derin bir uçurumda arıyorum kalbini

ya gel, ya beni unut, desem mi bilmiyorum

 

ey yıllardır içimde beslediğim kanarya

senin o sulu sepken yeşil gözlerin var ya

rüyalarımı çaldı

sevda ırmağında sular alçaldı

son bahar uğradı yüreğimize

sararttı gülleri, yaseminleri

bana özlemin kaldı

 

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

*www.efgan.net *Okul Gelişimi *Eğitim Projeleri *Türk Oyunları *Sufiler Komplo Teorisyeni *OGYE *Etik Kulübü *Hak Er Taburu *Okullarımızda Uygulanan Örnek Faaliyetler ...