bionluk







     Ana Sayfa
     Abdurrahim Karakoç
     Abdülvahap Kocaman
     Ahmet Haşim
     Ali Yaşar
     Arif Nihat Asya
     Âşık Veysel
     Bahaettin Karakoç
     Barış Manço
     Cemal Safi
     Dadaloğlu
     Eğlenceli Şiirler
     Efkan Doğan
     Hacı Gürhan
     İbrahim Hakkı
     İbrahim Sadri
     İbrahim Tenekeci
     Köroğlu
     Mehmet Akif
     Mehmet Güneş
     Muhsin Yazıcıoğlu
     Mustafa Özçelik
     Necip Fazıl
     Nedim
     Niyazi Yıldırım
     Nurullah Genç
     Safet Kuramaz
     Serdar Tuncer
     Seyranî
     Sezai Karakoç
     Seyid Nesimi
     Ümit Yaşar
     Yahya Kemal
     Yakup Ziya Genç
     Yavuz B. Bakiler
     Yemen Türküsü
     Yunus Emre
     Zap Suyu
     Ziyaretçi Defteri
     Dilaver Selvi



karabudak - Dadaloğlu


Yürü Yiğit Yürü Yol İlen Yürü

Yürü yiğit yürü yol ilen yürü
Ağustosta erir dağların karı
Gayet güzel olsa yiğidin yârı
O yiğit yanına nazınan gelir

Yürü yiğit yürü yolundan kalma
Her yüze güleni dost olur sanma
Ölümden korkup da sen geri durma
Yiğidin alnına yazılan gelir

Sana derim sana ey kınalı taş
Çözümden akıttım kanlar ile yaş
Göllerde oynayan iki yeşil baş
Göllerin safası kazınan gelir

Misis köprüsünde kollarım bağlı
Ayrılık elinden ciğerim dağlı
Göksun'a varınca Bayazıtoğlu
Sana gelen beyler sözinen gelir

Dadaloğlu'm der kollarım bazılı
Atım gök kır attır yanım tazılı
Gelir koyunları yanı kuzulu
Karışmış sağmalı yozunan gelir

Dadaloğlu



KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR ELLERİ

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın, dağlar bizimdir

Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

Aladağ

Dumanlıdır Aladağ'ın alanı
Ortasında sarı çiçek savranı
Yiğitler durağı aslan yatağı
Dilberlerin hep de böyle ala mı

Pınarında bir yenice sağlık var
Çimeninde ıstar görmüş yağlık var
Kızlarında başkaca ağlık var
Irmağı da şu dağların ala mı

Koç yiğitler cirit oynar dölekte
Geyikleri yaylım eder yaylakta
Bir koku var toprağında ırmakta
Gözüm yaşı davarında kalamı

Dadal'm der, bin bir dağı gezerim
Aladağ'da bir yapılı gözerim
Hak vergisi şıvgaların ezerim
Bağışla-gör mor sünbüllü ala'mı

Dadaloğlu



Aslımı Sorarsan

Aslımı sorarsan Avşar soyundan
Ayrı düştüm aşiretten beyimden
Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen
Çıkıp da cana kıyanlardanım

Çekerim çileyi böyl'olsun bugün
Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim

Dadaloğlum der de böyle olmazdım
Gördüğüm günlerin birini görmezdim
Kavga kızışınca geri durmazdım
Meydanda kardaşa kıyanlardanım

Dadaloğlu


Aşağıdan Yusuf Paşam Geliyor

Aşağıdan Yusuf Paşa'm geliyor
Düşmanına karşı koyan merdolur
Şahin kocasa da vermez avını
Aslı kurt yavrusu yine kurdolur

Arap atlar yağma oldu arada
Fitiller işliyor azgın yarada
Bana derler ne gezersin burada
Ölenece yüreğimde derdolur

Küheylânım yedim yedim yederler
Olanca malımı talan ederler
Heves güves yaptırdığım odalar
Korkarım ki düşman konar yurdolur

Dadaloğlu der ki göründü dağlar
Aşiret kavgasın görenler ağlar
Ben öldüğüme kayırmam beğler
Zalim düşman üstümüze merdolur

Dadaloğlu


Bilmezliğe Sevdim Seni

Bilmezliğe sevdim seni yeter naz eyledin yeter
Dillere düşürdün beni
Yeter naz eyledin yeter

Gönül sana düştü kaldı
Gül benzim sarardı soldu
Cefa ise oran oldu
Yeter naz eyledin yeter

Rahmeyle bendene, gülsün
Derdine bir çare bulsun
Dilber başın için olsun
Yeter naz eyledin yeter

Hatırım sora gelmezsin
Derdime çare bulmazsın
Merhamet nedir bilmezsin
Yeter naz eyledin yeter

Olsun mu Kuloğlu kulun
Nedir bana olan zulum
İnsafın yok mudur zalım
Yeter naz eyledin yeter

Dadaloğlu


Binboğa

Bereket var toprağında taşında
Kırık kırık eser yelin Binboğa.
Seyfilerin döner yanı başında
Fariz avcı ister yerin Binboğa.

Binboğa'yı dersen ünlüdür ünlü
Güz ak saya giyer yaz emir donlu
Sağ yanın Saraycık, solun Reyhanlı
Elin avşar değil Cerit, Binboğa.

Dadaloğlu’m, der ki sen seni tanı
Adam arap ata vermezdi yanı
Sana derim sana dağlar sultanı
Sana eş olur mu Berit Binboğa

Dadaloğlu


Bir Yiğit De Anasından Doğunca

Bir yiğit de anasından doğunca
Kur'ağaçta bir dal bitmiş gib'olur
Yaşı varıp on beşine değince
Yükünü kumaştan tutmuş gib'olur

Aşıklar sazını eline alsa
Güzeller perdesin yüzüne vursa
Bir yiğit sevdiğin sesini duysa
Gölde gövel ördek ötmüş gib'olur

Eğlene bire de gönlüm eğlene
Ay gele de orta yeri dolana
Yiğidin sevdiği yanınd'olana
Günde düğün bayram etmiş gib'olur

Dadaloğlu'm der ki sözüm kayıran
Çekip yırtıp bir yakadan ayıran
Diyom muhanetten karın doyuran
Eliyle ağu yutmuş gib'olur

Dadaloğlu


Bizim Yayla

Bizim yaylamız otlu olur
Sütü kaymağı tatlı olur
Kız gelinden kıymatlı olur
Kızlar gelin yaylamıza

Bizim yaylamız meşeli
Dibinde güller döşeli
Eli top top menevşeli
Kızlar varır yaylamıza

Bizim yaylamız kayalı
Pınarları süt mayalı
Tepesinde kar dayalı
Kızlar gelir yaylamıza

Dadaloğlu


Burcu Burcu Koktu Mola

Yürü bire Pınarbaşı'm
Acap karın kalktı mola
Gözü büyük ablak sunam
Çığırından saptı mola

Hüda sılaya niyetim
Gurbete verdim kısmetim
Möhür gözlümün hasretim
Yüreğini yaktı mola

Tez gelir Kaynar'ın yazı
Ters akar Mucur'un özü
Zamantı'nın tutar yüzü
Garbi değip söktü mola

Bülbülüm altın kafeste
Yâr sılada kulak seste
Usul boylum Gördeles'te
Yollarıma baktı mola

Bıktım usandım canımdan
Ayrı düştüm vatanımdan
Bizimkiler kavgasından
Sağ selamet çıktı mola

Eciyes gibi kuşanan
Yarsıfat gibi boşanan
Sümbülleri nazlı Anşa'm
Zülüfüne taktı mola

Dadal'ım sıladan haber
Gözümde dağların tüter
Koç Dağı'nda kekik biter
Burcu burcu kokar mola

Dadaloğlu


Can Evimden Vurdu Felek N'eyleyim

Can evimden vurdu felek n'eyleyim
Ben ağlarım çelik teller iniler
Ben almadım toprak aldı koynuna
Yarim diyen bülbül diller iniler

Doya doya mah cemalin görmedim
Saçlarını çözüp çözüp örmedim
Bir gececik sefasını sürmedim
Sarmadığım ince beller iniler

Kara olur okçuların yoncası
Görülmemiş bu dünyada buncası
Açılmadan kopup düştü goncası
Bahar ağlar açan güller iniler

Gider oldum Avşar ili yoluna
Bakmam gayrı bu diyarın gülüne
Karaları taksın çapar koluna
Yağız atlı nice kullar iniler

Göremedim baharını yazını
Çalamadım curasını sazını
Özge yarin nice çekem nazını
Gözlerimden akan seller iniler

Varayım da mezarına varayım
Başucunda el kavuşup durayım
Bıktın mıydı benden deyip sorayım
Mezarına giden yollar iniler

Yürü bire Dadaloğlu'm yürü git
Dertli dertli Çukurova yolun tut
Bunda suçum varsa Hakk'a tövbe et
De ki gayrı bizim iller iniler

Dadaloğlu


Çıkarım Bozok Dağına

Çıkarım Bozok dağına
Avşar ili görünür mü
Allah bir de işi iki
Gitti amma gelinir mi

Yücelerde olur geyik
Yol bekliyor gözü böyük
Benim yârim allar giyik
Nazlı nazlı salınır mı

Sehil kuşu Rum'a uçtu
Eğlenmenin vakti geçti
Yaylalar aklım aklıma düştü
Coştu gönül durulur mu

Dadal'ım der ki zatımız
Artar ün ve firkatımız
Yaylaya dönse atımız
Hasret olan yorulur mu

Dadaloğlu


Çiçekdağı

Alaydım da cura saz'ım dizime
Çekseydim sürmeler ala gözüne
Cihan güzel olsa girmez gözüme
Sende bir gümanım var Çiçek Dağı.

Bu karşıki dağda yanar bir ışık
Aldırmış sevdiğim ağlar bir aşık
Bir ceren bakışlı zülfü dolaşık
Sende gümanım kaldı Çiçek Dağı.

Dadaloğlu görülmüyor borandan
Yıkılsın şu dağlar kalksın aradan
Elbeyli'den geldim koru Yaradan
Sende bir gümanım var Çiçek Dağı.

Dadaloğlu


Dadaloğlu'nun At Türküsü

Yalancı dünyaya geldim geleli
Bir atı severim bir de güzeli
Değip onbeş'e de kendim bileli
Bir atı severim bir de güzeli

At koşu tutmasın çıktığı zaman
Yeleyi kaval gibi yıktığı zaman
Ak dört kış ondörd'e yettiği zaman
Severim kıratı bir de güzeli

Atın höyük sağrı kalkan döşlüsü
Kalem kulaklısı çekiş başlısı
Gözelin dal boylu samur saçlısı
Bir atı severim bir de güzeli

Dadaloğlu


Dinleyin Ağalar

Dinleyin ağalar bir söz edeyim
Bir güzel beni dilinen kandırdı
Söz verdi de geri döndü sözünden
Kötüleri üstümüze güldürdü

Devşir hey sevdiğim, simlerin kuşan
Deli olur senin sevdana düşen
Dostum nerde deyi sorup sormaşan
Muhabbeti ara yerden kaldırdı

Senin için geyeceğim alları
Irak idi, yakın ettim yolları
Heves-güves yetirdiğim gülleri
Korkuyorum bir soysuza yoldurdu

Dadaloğlu'm derki, bakın halime
Değirmen dönüyor gözüm seline
İnanman güzelin tatlı diline
Çokça beni serseriye yeldirdi

Dadaloğlu


Dostun Bahçesinden Yâd El Geçmesin

Dostun bahçesinden yâd el geçmesin
Kurutur ha nazlı dilber kurutur
Senin sevdan yüreğimde yağ komaz
Eritir ha nazlı dilber eritir

Yüksek olur Arap atın kaltağı
Eşsiz kalmaz koçyiğidin yatağı
Korkarım kötüye değer eteği
Geri dür ha nazlı dilber geri dür

Arap at üstünde olsa postumuz
İkrarından döndü m'ola dostumuz
Bir gün kara toprak örter üstümüz
Çürütür ha nazlı dilber çürütür

Dadaloğlu'm der ki ben ne yapayım
Hangi din hak ise ona tapayım
Eğil de bir al yanaktan öpeyim
Beri dür ha nazlı dilber beri dür

Dadaloğlu


Dumanlıdır Aladağ'ın Alanı

Dumanlıdır Aladağ'ın alanı
Ortasında sarı çiçek savranı
Yiğit durağı da arslan yatağı
Dilberlerin hep de böyle ola mı

Pınarında bir yenice sağlık var
Çimeninde ıstar görmüş yağlık var
Kızlarında bîr başkaca ağlık var
Irmağı da şu dağların ala mı

Koçyiğitler cirit oynar dölekte
Geyikleri yaylım eder yaylakta
Bir koku var toprağında, ırmakta
Gözüm yaşı davarında kala mı

Dadal'ım der bin bir dağı gezerim
Aladağ'da bir yapılı gözerim
Hak vergisi şıvgaların ezerim
Bağışla gör mor sümbüllü Ala'mı

Dadaloğlu


Gel Ha Güzel Gel Ha Methin Söyleyim

Gel ha güzel gel ha methin söyleyim
Ağzın şeker dudakların bal gibi
Yaşta küçük amma boyda münasip
Sallanıyor bir fidanca dal gibi

Kalem aldım kaşlarını çatmaya
Hicabettim adın sual etmeye
Baban seni az bahaya satmaya
Bakıp durur bin liralık mal gibi

Gezdireyim yeşil ilen alınan
Besleyeyim şeker ilen balınan
Baban seni bana verse malınan
Koklarıdım yeni açmış gül gibi

Hezele de Dadaloğlu'm hezele
Melhem eyle gel yaramı tazele
Ak saray gerektir böyle güzele
Çalışırdım on halayık kul gibi

Dadaloğlu


Gönülden Gonüle Yol Gider Derler

Gönülden gönüle yol gider derler
Onu sürmeğe bir hoşca can gerek
Doğru söyle yiğit işin doğrusun
Hiylebaz olamaz yiğit bön gerek

Buna kılıç derler aralar açar
Püskürür meydana al kanlar saçar
Bazı kötüler de öğünür geçer
Yiğit batman döğer gözde hor gerek

Yüksek kayalarda şahinler olmaz
Kısırdır katırlar kulun kunnamaz
Bazı hocalar da çalgı dinlemez
'Nedir kuru ağaç bize din gerek'

Dadaloğlu der ki belim bükülür
Gözümün gevheri yere dökülür
Yalnız taştan duvar olmaz yıkılır
Koç yiğide emmi dayı il gerek

Dadaloğlu


Görünür (Koşma)

Çıktım yücesine seyran eyledim
Cebel önü çayır çimen görünür
Bir firkat geldi de coştum ağladım
Al yeşil bahçeli Kaman görünür.

Şaştım hey Allah'ım ben de şaştım
Devrettim Akdağ'ı Bozok'a düştüm
Yozgat'ın üstünde bir ateş seçtim
Yanar oylum oylum duman görünür.

Biter Kırşehir'in gülleri biter
Çığrışır dalında bülbüller öter
Ufacık güzeller hep yeni yeter
Güzelin kaşından keman görünür.

Gönül arzuladı Niğde'yi Bor'u
Gün günden artmakta yiğidin zarı
Çifte bedestanlı koca Kayseri
Erciyes karşısında yaman görünür.

Dadaloğlu’m da der zâtından zâtı
Çekin eyerleyin gökçe kır atı
Göçmek değil bizim ilin muradı
Ak yare gitmemiz güman görünür

Dadaloğlu


Her Sabah, Her Sabah Seyran Gezerken

Her sabah, her sabah seyran gezerken
Irast geldim selvi boylu fidana
Top top olmuş kirpiklerin bölünmüş
Hoş benzettim samur kaşlar kemana

Al yanağın elmas m'ola kar m'ola
Çapraz vurmuş düğmeleri dar m'ola
Acap mislin şu cihanda var m'ola
İnsem gitsem Hindistan'a Yemen'e

Eliftir kirpiği Ira'dır kaşı
Bu güzellik sana Mevla bağışı
Arasam cihanda bulunmaz eşi
Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana

Dadaloğlum der de, hubların hası
Ferhat'ın Şirin'i Mecnun Leyla'sı
Aklım eğlencesi gönlüm yaylası
Bir yel esti başımdaki dumana

Dadaloğlu


Ilgınca Sılgınca Görünen Dağlar

Ilgınca sılgınca görünen dağlar
Yoksa Türkmen ili başın boran mı
Deli gönül kaynayıp da coşunca
Hey ağalar coştucağım güman mı

Aşağıdan akça koyun geliyor
Bezirganlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa gün döndü de ahır zaman mı

Aşağıdan akça kuğum ötünce
Katar başım mayalarım sökünce
Şah'tan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlıya aman mı

Dadaloğlu der ki gördüm düşümde
Yiğ'de at verirler on beş yaşında
Alışkın piştovla dağlar başında
Azrail'den başkasına aman mı

Dadaloğlu


Ilgıt Ilgıt Seher Yeli Esiyor

Ilgıt ılgıt seher yeli esiyor,
Gavur dağlarının başı dumanlı.
Gönül binmiş aşk atına aşıyor,
Bre beyler, cünunluğun zaman mı?

Aşağıdan iskan evi geliyor,
Bezirganla koç yiğide gülüyor.
Kitabın dediği günler oluyor,
Yoksa devir döndü ahir zaman mı?

Dadaloğlu'm sevdası var başımda,
Gündüz hayalinde gece düşümde.
Alışkan tüfekler dağlar başında,
Azrail'den başkasına aman mı?

Dadaloğlu


Kral Kızı İle Dadaloğlu

Kral kızı:
Sefa geldin civan yiğit
Söyleşelim heman yiğit
Yenemezsen beni eğer
Vermem sana aman yiğit

Dadaloğlu:
Sen ne dersin ey güzel peri
Kolay vermem seri
Ya alırım seni burdan
Yahut dönüp gitmem geri

Kral kızı:
Kral kızı derler bana
Bir gelmişim bu cihana
Kıydığımı duymadın mı
Tamam otuz dokuz cana

Dadaloğlu:
Babam Musa adım veli
Memleketim Avşareli
Aklımdan yok hiçbir zorum
Kırkıncıyı sanma deli

Kral kızı:
Beni dedin geldin ise
Hak nuruna kandın ise
Eğer aşık oldun ise
Bil de cevap ver bana
Gönül suyu akar mı
Yerli taş yerinden kalkar mı?

Dadaloğlu:
Kız o sual öyle söylenmez
İnip aşkın deryası boylanmaz
Poyrazın döneğinde duman eylenmez
Eloğlu vazgeçerse serinden
Yerli taşı kaldırır yerinden

Kral kızı:
O nedir ki gökyüzünde hellenir
O nedir ki yeryüzünde göllenir
O nedir ki yel vurmadan sallanır
Usta isen ver cevabın dadaloğlu?

Dadaloğlu:
O buluttur gökyüzünde hellenir
O yağmurdur yeryüzünde göllenir
O dünyadır yel değmeden sallanır
Zelzeleyi öğren de gel kralın kızı

Kral kızı:
O nedir ki yok ediyor denizi
O nedir ki gösteriyor benizi
O nedir ki uyuz eder domuzu
Şimdi seni bunalttım mı dadaloğlu

Dadaloğlu:
O kayıktır yol ediyor denizi
O aynadır gösteriyor benizi
O küncüdür uyuz eder domuzu
Sen de kaşın uyuz olup kralın kızı

Kral kızı:
O nedir ki yere düşüp çürümez
O nedir ki ölür gider farımaz
O nedir ki yolda kendi yürümez
Var mı verecek cevabın dadaloğlu

Dadaloğlu
O cevherdir yere düşüp çürümez
O gönüldür ölür gider farımaz
O gölgedir yolda kendi yürümez
Sen de benden farıma kralın kızı

Kral kızı:
Bugün aman verdim iyi bilesin
Yarın yine huzuruma gelesin
Ya belani ya mevlanı bulasın
Zorlu aşıkmışsın ey dadaloğlu

Dadaloğlu:
Selam olsun benden yavuz kırklara
Kırkının da çıktı yüzleri kara
Bana satır kılıç eylemez para
Meydan benim olur elbet yarın da

Kral kızı
Bir kral kızıyım gökte uçarım
Mert hasım üstüne kanat açarım
Dost da olsa vermem namerde aman
Başına semadan ateş saçarım

Dadaloğlu:
Bir Dadaloğluyum gökte uçamam
Kimsenin üstüne kanat açamam
Varsa bir kusurum o da şu benim
Namert kapısından çıkıp kaçamam

Kral Kızı:
O nedir ki yere düşüp paslanmaz
O nedir ki suya düşüp ıslanmaz
O nedir ki etin kessen seslenmez
Üçünden birini de bilsen kabulüm

Dadaloğlu:
O güneştir suya düşüp ıslanmaz
O altındır yere düşüp paslanmaz
O ölüdür etin kessen seslenmez
Var mı başka sözün kralın kızı

Kral kızı:
O nedir ki bir çıkanda pir çıkar
Hak yapısı koca binayı yıkar
Ardından niceler ağlayıp bakar
Bil de yırt kefeni ey dadaloğlu

Dadaloğlu:
Hak yapısı koca bina bedendir
Onu yıkan ondan çıkıp gidendir
Can çıkanda herkes ağlar nedendir
Sen de bunu anlat kralın kızı

Yerinme de kral kızı yerinme
Hakkın bir de yarını var yarını
Tatlı dilden alınma hem yerinme
Kem kelamdır delen senin bağrını

Hakka şükür bulabildin dengini
Yine de et dengin ile cengini
Mert rakibin at başına sengini
Gül döşeme çakıl dök de yap yollarını

Kral kızı:
Karadır da kaşlarımın arası
İnci mercan dişlerimin arası
Sarı öküzün tırnağının arası
Kaç bin yıllık yoldur bil dadaloğlu

Dadaloğlu:
Karadır da kaşlarının arası
İnci mercan dişlerinin arası
Sarı öküzün tırnağının arası
Yüzbin yıllık yoldur kralın kızı

Kral kızı:
Denizin yarısı mildir de mildir
Akar gider suyu güldür de güldür
Gökyüzünde olan yıldızlar kaçtır
Say da ver cevabın ey dadaloğlu

Dadaloğlu:
Denizin yarısı kildir de kildir
Akar gider suyu güldür de güldür
Sen göğe yedi kat merdiven kurdur
Ben çıkıp sayayım kralın kızı

Kral kızı:
Gökten kara kuş da kimlere indi
Ali'nin kandili nerede yandı
Dünyanın binası ne gün kuruldu
Söyle ki bileyim ey dadaloğlu

Dadaloğlu:
Gökten kara kuş da Yusuf'a indi
Ali'nin kandili havada yandı
Dünyanın binası bugün kuruldu
Bugün de pazardır kralın kızı

Kral kızı:
Şol ağacın kökü aşağı döndü
Onun kokusuna her kimler kandı
Kabe'nin eşiğini kim yapıp yondu
Ol kurbanlık kimdi ey dadaloğlu

Dadaloğlu:
Şol ağacın kökü aşağı döndü
Onun kokusuna mumcular kandı
Kabe'nin eşiğine İbrahim yondu
İsmail'di kurban kralın kızı

Kral kızı:
O nedir ki minareyi sallıyor
O nedir ki Zülfikar'ı telliyor
O nedir ki hocasız dil belliyor
Bil de mevlanı bul ey dadaloğlu

Dadaloğlu:
O zelzele minareyi sallıyor
O Ali'dir Zülfikar'ı telliyor
O bebektir hocasız dil belliyor
Var mı sözün soyle kralın kızı

Kral kızı:
Gerde dadaloğlu gerde
Sen uğrattın beni derde
Yüzceğizin görsem gayrı
Kalksın da şu kara perde

Dadaloğlu:
Yücesine çıktım baktım engine
Ovasının köpüklenmiş selleri
Yiğit olan düşmez ise dengine
Kendisine güldürür hep elleri

Yücesinden bakıp gördüm uzağı
Kahpe düşman kurar m'ola tuzağı
Seçemedim kırgız ile kaçağı
Daha kimler tuttu acep yolları

Çok geçmeden nice atlı sokulur
Cümlesi de yolumuza dökülür
Yenilirsem boyuncuğum bükülür
Eller derer has bahçenin gülleri

Beri gel de kral kızı beri gel
Kollarımı kemer yapsın ince bel
Saçların omuza dökülsün tel tel
Koklayıp öpeyim beyaz elleri

Dadaloğlu der ki halim yamandır
Dağ başları yine tozdur dumandır
Hak bilir ya bugün hodri meydandır
Tutmak gerek geçtikleri belleri

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Severim kır atı bir de güzeli
Değip on beşime kendim bileli
Severim kır atı bir de güzeli

Atın beli kısa boynu uzunu
Kuru suratlısı elma gözünü
Kızın lik iplik süt beyazını
Severim kır atı bir de güzeli

Atın büyük sağrı kalkan döşlüsü
Kalem kulaklısı çekik kaşlısı
Güzelin de dal boylu samur saçlısı
Severim kır atı bir de güzeli

At koşu tutmasın çıktığı zaman
Yalı kaval gibi yıktığı zaman
At dört kız on beşe yettiği zaman
Severim kır atı bir de güzeli

Dadaloğlu hile yoktur işimde
Yiğit olan yiğit görür düşünde
At dördünde güzel on beş yaşında
Severim kır atı bir de güzeli

Kral kızı:
Yüce Haktan bir dileğim var benim
Yaşadıkça yarden cüda etmesin
Yar yanında geçer olsun her günüm
Kem rakibin bağında gül bitmesin

Aradım da en son buldum dengimi
Yar hasmıylan çıkıp ettim cengimi
Sen söyle ben dolduram çöngümü
Muhabbetlik aramızdan gitmesin

Kara meşe üzerinde mazı var
Aramızda nice nice tazı var
Şah Suna’nın verilmiş bir sözü var
Olur mu hiç ikrarın gütmesin

Beri gel de aslan yarim beri gel
Niceleyin sarılırız görsün el
Zülüflerim dökem yüzüne tel tel
Binbir buse az gelsin de yetmesin

Dadaloğlu:
Dostun bahçesinden yad el geçmesin
Kurutur ha nazlı dilber kurutur
Senin sevdan yüreğimde yağ komaz
Eritir ha nazlı dilber eritir

Yüksek olur Arap atın kaltağı
Korkarım bir kötü tutar eteği
Eşsiz kalmaz hiç yiğitin yatağı
Geri dur da nazlı dilber geri dur

Arap at üstünde olsa postumuz
İkrarından dönmez yine dostumuz
Bir gün kara toprak örter üstümüz
Çürütür ha nazlı dilber çürütür

Dadaloğlum der ki ben ne yapayım
Hangi din hak ise ona tapayım
Eğil de bir al yanaktan öpeyim
Beri dur da nazlı dilber beri dur

Dadaloğlu:
Ölürüz de kömür gözlüm ölürüz
Dost ağlasın zalim felek utansın
Kıyamette kavuşmak var biliriz
Dost ağlasın kahpe felek utansın

Bir çıkmaza girdi bugün yolumuz
Geçit vermez sağımızla solumuz
Kalır gayri bizim burda ölümüz
Mert ağlasın namert olan utansın

Avşareli yaylasına göçmedik
Aşın yeyip sularını içmedik
Tenhalarda kendimizden geçmedik
Can ağlasın hain felek utansın

Dadaloğluyum yine coştu çağladı
Ak üstüne karaları bağladı
Fırkat odu yüreciğim dağladı
Ben ölende Çapanoğlu utansın

Kral kızı:
N'olaydı da civan yarım n'olaydı
Sen gelmeden bana ecel geleydi
Bir çıkımlık cancağızım alaydı
Böyle rüsva olmayaydım cihanda

Neyledim de Hakka büyük söyledim
Ne akılla kırkıncıyı diledim
Cahil idim nettiğimi bilmedim
Zalim diye çıktı adım her yanda

Babam gelir arkasında yüz atlı
Cümlesi de sanki kuştur kanatlı
Sen ölürsen derdim olur bin katlı
Yar yetimi kalırım ben meydanda

Deli Osman gayri kına yakınsın
Böbür böbür dört bir yana bakınsın
Emme benden gece gündüz sakınsın
Öldürürüm ilk fırsatı bulanda

Kral kızı söyler sana andını
Şimdiden yok bilsin derim kendini
Bağlasalar parçalarım bendimi
Yatacağım bilsem bile zindanda

Dadaloğlu:
Can evimden vurdu felek neyleyim
Ben ağlarım çelik teller iniler
Ben almadım toprak aldı koynuna
Yarim diye bülbül diller iniler

Doya doya mah cemalin görmedim
Saçlarını çözüp çözüp örmedim
Bir gececik sefasını sürmedim
Saramadığım ince beller iniler

Kara olur Okçular'ın yoncası
Görülmemiş kainatta buncası
Açılmadan kopup düştü goncası
Bahar ağlar açan güller iniler

Gider oldum Avşareli yoluna
Bakamam gayri bu diyarın gülüne
Karaları taksın Çapan koluna
Yağız atlı ince kullar iniler

Göremedim baharını yazını
Çalamadım santurunu sazını
Özge yarin nice çekem nazını
Gözlerimden akan seller iniler

Varayım da mezarına varayım
Başucunda el kavuşup durayım
Bıktın mıydın benden deyip sorayım
Mezarına giden yollar iniler

Yürü bire Dadaloğlu yürü git
Dertli dertli Çukurova yolun tut
Bunda suçun varsa Hakk'a tövbe et
De ki gayri bizim iller iniler

Dadaloğlu



Oturmuş Ak Gelin Taşın Üstüne

Oturmuş ak gelin taşın üstüne,
Taramış zülfünü kaşın üstüne,
Bir selam geldi başım üstüne,
Alırım kız seni, komam illere.

Bir taş attım karlı dağlar ardına,
Yuvarlandı düştü yarin yurduna,
Ben yeni de düştüm sevda derdine,
Alırım ahdimi, komam illere.

Atımın kuyruğu cura saz gibi,
Divana vurmuş da ergen kız gibi,
Alarmış yanağı bahar yaz gibi,
Getirin kır atım, göçem illere.

Dadaloğlu der de, oldum kastana,
Gelip geçer selam verir dost bana,
Göçeyim mi bilmem Namrun üstüne,
Çekilem mi kahpe Bulgar illere?

Dadaloğlu


Sana Derim Hasan Kalesi

Sana derim Hasan Kalesi sana
Alt yanında döğüş oldu, yön oldu
Yiğit olan yiğit çıktı meydana
Koç yiğitler arap ata bin oldu.

Akşamki gördüğüm şu kara düşler
Hesaba gelmedi kesilen başlar
Eyerlen atımı küçük kardaşlar
Hünkâr tarafından bize gel oldu.

Akşamınan ikindinin arası
Aldı beni şu düşmanın yarası
Ecel geldi ölmemizin sırası
Ağladı el-oba gözü kan oldu,

Dadaloğlu'm der ki belim büküldü
Gözümün cevheri yere döküldü
Üç yüz atlı ile cenge çıkıldı
Yüzü geldi iki yüzü dön oldu

Dadaloğlu


Senin Bana İncindiğin Nedendir

Sana derim elâ gözlü meleğim
Senin bana incindiğin nedendir
Kereminden makbul eyle dileğim
Senin bana incindiğin nedendir

Yolunda âh edip kanları döken
Olurmuş engelin gözüne diken
Bunca yıllar senin meddahın iken
Senin bana incindiğin nedendir

Gönül verdim ben de sen servi dala
Cevri çektirdin irgürdün bu hâle
Söyle, günah mıdır âşıka nâle
Senin bana incindiğin nedendir

Kuloğlu eydür, ki sözlerim haktır
Âşkın kitabında müşkülüm yoktur
Tenha söyleşelim sualim çoktur
Senin bana incindiğin nedendir

Dadaloğlu


Yedi İklim Dört Köşeyi Dolandım

Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Meğer dünya her tarafta bir imiş
Ben dünyayı Al'Osman'ın sanırdım
Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş

İrili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı Arap atı şahbaz niç'oldu
Mamur sandım yalan dünya çürümüş

Okuduğun tutmaz oldu alimler
Kalktı da adalet arttı zulümler
Terlemeden mal kazanan zalimler
Can verirken soluması zor imiş

Kulak verdim dört köşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden çoğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş

Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözümü dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılan piç evlat
O da dünyada ziyankar imiş.

Dadaloğlu


Yine Tuttu Gavur Dağın Boranı

Yine tuttu Gavur Dağ'ın boranı
Hançer vurup açarladı yaramı
Sana derim Mıstık Paşa ereni
İçindeki bunca beyler niç'oldu?

Sabahaca kandilleri yanardı
Soytarılar fırıl fırıl dönerdi
Ha deyince beşyüz atlı binerdi
Sana inip konan beyler niç'oldu?

Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler
Vefasız dünyayı şu insan n'eyler?
Bir yiğidi bir kötüye kul eyler
Şimd'en sonra yaşaması güç oldu.

Dadaloğlu


Yücesine Çıktım Baktım Engine

Yücesine çıktım, baktım engine
Ovasının köpüklenmiş selleri
Yiğit olan düşmez ise dengine
Kendisine güldürür bütün elleri

Yücesinden bakıp gördüm uzağı
Kahpe düşman kurar'mola tuzağı
Seçemedim hırsız ile kaçağı
Daha kimler tuttu acep yolları

Beri gel de yayla kızı beri gel
Kollarımı kemer yapsın ince bel
Saçların omuza dökülsün tel tel
Koklayıp öpeyim beyaz elleri

Dadaloğlu der ki halim yamandır
Dağ başları yine tozdur dumandır
Hak bilir ya, bugün hodri meydandır
Tutmak gerek geçitleri beleri

Dadaloğlu


Yükseklerde Şahin Gibi Süzülür

Yükseklerde şahin gibi süzülür
Enginlerde turna gibi düzülür
Haçan dostu ansam gönlüm üzülür
Şimdi döndüm düzen tutmaz tele ben

Adama bakışta bir hoşça bakar
O dostun hasreti sinemi yakar
Ak göğüs arası misk gibi kokar
Bülbül gibi kona idim dala ben

Dadaloğlu der ki zatı zatınan
Bir güzel sevdim ben pek firkatinen
Önü sinebentli bir al atınan
Düşeyidim o dost ile yola ben

Dadaloğlu



Fırsatı Ganimet Bildi Kötüler

 
Fırsatı ganimet bildi kötüler Böyle kalmaz padişahın çağları Eninize boyunuza eğlenin Sizin olsun binboğa'nın dağları El kalmamış binboğa'ya çıkacak İp kalmamış salıncağa takacak Hemen avşar mıdır başa kakacak Bir gün olur geri gelir sağları Padişah tahtında devrim olursa Hak-adalet er geç yerin bulursa Eğer bir gün avşar geri gelirse Kovgun eder sizin gibi beyleri Dadaloğlu'm yetim ali oldu adın Ne meskenin kalmış ne kalmış yadın Yazıcıoğlu derler harammış sütün Ben takmıştım taşıdığın tuğları
Dadaloğlu

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

*www.efgan.net *Okul Gelişimi *Eğitim Projeleri *Türk Oyunları *Sufiler Komplo Teorisyeni *OGYE *Etik Kulübü *Hak Er Taburu *Okullarımızda Uygulanan Örnek Faaliyetler ...